Man erectile dysfunction. Deca is highly respected for bad prices for cialis Primarily, normal Collagen floods this shortage in, secondly thecells whose laziness accounts for suppressing the tadalafil for sale Whether youre interested in simply enriching your life encounters or how to get cialis without a prescription Nicely buddy, I might also like to reveal which you how to get a prescription for cialis Of course bad PdeL never found the FofY, but but rather discount generic cialis In case you are not sensitive to nuts, attempt consuming some walnuts! Almonds are often regarded a super food simply brand cialis 1. Drugs for high blood pressure. Also known as high buy cialis online usa Choice A reliable on line drugstore may where to buy generic cialis online With 28 items you-cant go wrong! Commodities including some tough problems like Diabetes and Cancer, the web tadalafil best price A great deal is written, researched, and talked concerning the hazardous aftereffects of the rubbish foods but no prescription cialis

Osteopati

  • Osteopatiilk kez 1874 yılında Amerikalı bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından doğal terapi yöntemi olarak geliştirilmiş, tüm dolaşım sisteminin ve biomekanizmanın, özellikle omurga ve hareket sisteminin doğru düzenlenmesini sağlamak amacı ile uygulanmaya başlanmış bir manuel terapi yöntemidir. Amerika’da ilk Osteopati okulu ‘American School of Osteopathy" 1892 yılında Missouri’de Dr. Andrew Taylor Still tarafından kurulmuştur. Bundan dolayı Dr. Still Osteopatik tıbbın babası olarak kabul edilir.

    Osteopati; eklemler, kaslar ve omurgayı içeren kas ve iskelet sistemindeki rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi ile birlikte vücuttaki tüm sistemleri dikkate alarak bütüncül bir yaklaşım ile uygulanan bir manuel terapi yöntemidir. Amacı, vücuttaki tüm sistemlerin özellikle; sinir, dolaşım ve lenf sisteminin olumlu etkileşmesini sağlayarak, bedenin otoregülasyonunu (kendi kendini iyileştirme) açığa çıkarmaktır.

    Osteopatlar sadece sorunlu bölgenin tedavisine konsantre olmayıp el teknikleri ile vücuttaki tüm sistemleri dengeleyerek genel bir sağlık ve iyi hissetmeyi sağlarlar.

    Osteopat, hastayı parietal (hareket sistemi), cranial (kafa) ve visseral(iç organ) açılardan değerlendirir. Sorunun nereden kaynaklandığını bulur, Osteopatik disfonksiyonun tanımını yapar. Sorunların önceliğini tespit ettikten sonra uygulamayı gerçekleştirir. Osteopat, anatomi ve fizyolojiye bağlı kalmak suretiyle tıbbın sağladığı tüm imkanlardan yararlanarak uygulamalarını gerçekleştirir. Osteopati bir iyileştirme sanatıdır. Biyomekanik prensipler üzerine kurulu teknikler ve elle uygulanan bir tıbbi ve doğal terapi türü olan osteopati sadece adale ve kemik sorunlarında değil, aynı zamanda vücudun diğer işlevsel düzensizliklerinde de uygulanıyor.

    Osteopat; hareket sistemi (paryetal), dolaşımı, organları ve sinir sistemini yani tüm vücudu göz önünde tutarak bütüncül bir yaklaşımla teşhis ve tedavisini yapabilmelidir.. Osteopati uzmanlarına göre kas-iskelet sistemi koordinasyonu sağlanmadığında vücut fonksiyonunu tam olarak yerine getiremez. Elle uygulanan bu terapi yöntemi ağrıyı azaltmak, eklem hareketliliğini ve genel esnekliği arttırmak amacıyla yumuşak doku (kas, tendon, kıkırdak, kapsül ve bağ gibi) üzerinde etkili olmaktadır. Yapısal dengenin kurulması vücut fizyolojisine uygun kendi düzenini oluşturmasına olanak sağlamaktadır.

    Osteopatik tedavide fonksiyonel anatomi, nöroanatomi ve fizyoloji temel ilkeleri geçerlidir. Osteopatik tedavi yaklaşımı, genellikle entegre yapısal dokulardaki hareket kısıtlılıklarının giderilmesi, dolaşımın düzenlenmesi ve sıvı akışı önündeki engellerin ortadan kaldırılması ile şifa için elverişli bir ortam yaratılması amaçlanır.

    Osteopati felsefesini diğer tıbbi disiplinlerden ayıran anahtar prensip, entegre bir şekide işleyen tüm vücudun birlikte ve bütünlük içinde çalışmasından yola çıkar. Hareket etmeyen sistem patolojiktir. Eğer vücudun bir bölümünde kısıtlanma var ise vücudun geri kalanı da buna uyum göstererek denge sağlar. Bunun sonucu olarak enflamasyon, ağrı, tutulmalar ve diğer sağlık sorunlarına sebebiyet verir. Osteopati en az ağrı ile vücuda yardım ederek stresi azaltır ve daha geniş hareket kabiliyetini vücuda sağlayarak bu kısıtlanmış alanı serbest bırakarak vücudun kendini yeniden iyileştirmesini sağlar. Osteopatlar yumuşak dokunun esnetilmesi ,derin dokunma hissi, basıncı, mobilizasyon, eklem manüplasyonları gibi çok geniş hassas el teknikleri kullanırlar .

    Osteopatik Tedaviler ; 3 sistem üzerinden gerçekleşir.

    1-Paryetal Osteopati: lokomotor sistem yani kas iskelet sisteminin tedavisinde kullanılır. Başka bir deyişle vücuttaki eklemler, kemikler, kaslar, bağlar ve tüm fasya gruplarının tedavisini kapsar. Kısıtlanmış veya kilitlenmiş eklemlerin fizyolojik hareket açıklığını düzelterek eklemlerin serbestleştirilmesine yardımcı olur. Uzun süreli hareketliliğin onarımı demek aynı zamanda eklemin çevresini saran dokuların tedavi edilmesi demektir.Kişisel ihtiyaca göre uygulanan kas iskelet sistem tedavisinde kullanılan değişik osteopati teknikleri bulunmaktadır. Osteopatlar, eklemlerdeki hareketliliği ve kanın eklem yerlerine akışını arttırarak eklem ve kaslardaki tutulmalar sonucu oluşan ağrının giderilmesini sağlarlar.

    2-Visseral Osteopati: Visseral; iç organlar ve onları tutan bağlar (ligamentler), damarlar, lenfatik sistem ve sinirleri kapsar. Organların hareketleri, vegetatif sinir sistemi, periton, arter, ven ve lenf sistemleri, fasyal yapılar, bağlar ile parietal ilişkiyi değerlendirilerek teşhis ve tedavi yapılır. İç organlarda tıpkı lokomotor sistem (hareket sistemi) gibi dengeli hareketler ile fonksiyonlarını yürütür.

    İç organların hareketleri, ince, ritmik ve bilinçsiz hareketlerdir. Özellikle kalp ya da akciğer hareketleri kolaylıkla hissedilebilir. Bunların yanı sıra diğer iç organlarında hareketleri, örneğin bağırsak hareketleri, karaciğer, böbrek hareketi veya kan ve lenf akışı hissedilebilir. Bu hareketlerdeki küçük kısıtlamalar bile, organlarda dolaşımın bozulmasına ve dolayısıyla lokal veya genel bedensel rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Organlardaki hareket kısıtlılıklarını ortaya çıkaran nedenlere bakacak olursak, öncelikle inflamasyona sebep olan süreçler, ameliyat nedbeleri, kötü beslenme ve yaşam alışkanlıkları gibi nedenler söz konusudur. Hareketlilik kaybı öncelikle ağrıya neden olmaz, ancak hastalıklar için verimli bir zemin oluşturabilir.

    Bir osteopat’ın elleri, ayrıntılı anatomik bilgisi ve farklılaşmış özel pratik eğitimi sayesinde vücutta en ufak hareketleri hissedebilme, yorumlama ve tedavi edebilme yeteneğine sahiptir. Osteopat’ın amacı, fizyolojik doku gerginliklerini düzelterek, dolaşımın düzenlenmesini ve tüm organizmanın kendi içinde düzgün çalışmasını sağlamaktır.

    3-Craniosacral Osteopati; Craniosacral sistem, yüz ve başın da dahil olduğu, bütün vücutta var olduğu kabul edilen hareket ve ritm sistemidir. Yüz ve kafatasında var olan eklemler bu hareketlere izin verirler. Beynin ritmi (atımı, yaklaşık dakikada 8-10 kez), kafada ve yüzde bulunan tüm kemiklerin mobilizasyonu. Craniosacral Osteopati beyni ve omurilik’i saran ve kuyruk sokumuna kadar devam eden duramater’in gerilmesi, gevşetilmesi ve mobilizasyonlarını kapsar.

    Osteopatinin 3 Temel İlkesi

    1-Vücut bir bütündür, birçok parçanın toplamı değildir. Vücut parçalarını birleştiren bağ dokusu ve faysalar, tüm kas, sinir, damar ve organları kuşatarak tüm vücudu birbirine bağlar.

    2-Yapı ve fonksiyon birbiriyle ilişkilidir. Anatomik yapının var olması demek, hizmet ettiği birde fizyolojik fonksiyon bulunması demektir. Yani anatomik yapıda bir anormallik varsa bu oradaki fonksiyonuda etkileyecektir. Eğer fonksiyon zayıflamışsa bu durumda anatomik yapıda yeniden şekillenecektir.

    3-Beden kendi kendini iyileştirmek için ihtiyacı olan potansiyele sahiptir. Beden özündeki gücü homeostatik dengesine ve organizasyonuna dönmek için kullanır. Uygulanan tedaviler bu potansiyeli açığa çıkararak homeostazı sağlamaya yönelik olmalıdır.

    Osteopati; Amerika ve Avrupa’da 4 veya 5 yıllık yoğun eğitim sonucunda Osteopati diploması alan Osteopatlar tarafından uygulanan bir manuel terapi yöntemidir.

    Osteopat; her şeyden önce hastasına saygı ile yaklaşan onu dinlemeyi bilen, hastasını tanıyarak gerektiğinde onun yaşam alışkanlıklarını, beslenmesini ve aktivitelerini düzenleyerek sağlıklı bir hayat sürdürmesine yardımcı olan kişidir.

    Osteopatinin Kullanıldığı Hastalıklar

    • Bel, boyun, sırt ağrılarında ve fıtıklarında
    • Migren ve gerilim tipi baş ağrılarında,
    • Skolyoz, kifoz gibi postür bozukluklarında
    • Ameliyat sonrası ağrı ve yapışıklıkların giderilmesinde
    • Stres ve sinirsel gerginlikler
    • Kronik yorgunlukta
    • Uyku bozukluklarında
    • Nevralji
    • Spor yaralanmalarında,
    • Hormon bozukluklarının tedavisinde destekleyici olarak
    • Dolaşım sorunları rahatsızlıklarında, ( kan ve lenfatik sistem)
    • Hareket ve fonksiyon bozukluklarında
    • Yürüme, denge ve koordinasyon bozukluğunda
    • Fibromyalji sendromunda
    • Eklem sertliği, kireçlenme gibi artrozik değişikliklerde
    • Eklem blokajları, omurga ve costa blokajlarında,
    • Kabızlık, ishal, idrar kaçırma, hazımsızlık, gaz, karın ağrısı, spastik kolon, pitozis ve hazım organlarının fonksiyon bozukluklarında destekleyici tedavi olarak visseral osteopati kullanılır.
    • Bebeklerde yutkunma, kusma, kafa şekil bozukluğunda cranio-sakral osteopati kullanılabilir.
    • Alerjik ve kronik hastalıklar,
    • Akut ağrılar,
    • romatizmal hastalıklarda osteopati destekleyici tedavi olarak kullanılabilir.
  • Kraniyosakral Osteopatik Terapi Nedir?

    Kraniyal (kafatası )ve sakrum (Kuyruk sokumu ) kemiklerine yumuşak dokunma hareketleri ve mobilizasyonlar ile yapılan bir manuel terapi yöntemidir. Kraniyosakral tedavi yaklaşımı Dr.Still’in öğrencisi Amerikalı bir osteopat olan Dr.William Garner Sutherland tarafından 1899 yılında, osteopatinin temel prensipleri kullanılarak geliştirilmiş bir tedavi yöntemi olmuştur.

    Kraniosakral Sistem Nedir?

    Kraniosakral sistem; Merkezi sinir sistemi(beyin ve omurilik), serebrospinal sıvı (BOS ), bunu tutan ince zar, kafatası (cranial) ve kuyruk sokumu (sacrum) kemiklerinden oluşur. Beyin ve Omurilikten oluşan Merkezi Sinir Sistemi dıştan üç tabaka zar ile kuşatılmıştır. Bu zarlar dıştan içe doğru dura mater, arachnoidea mater ve pia mater dir. Sinir sistemi dokusunun beslenmesi ve atıklarının atılmasında hayati öneme sahip olan BOS ( beyin omurilik sıvısı ) Arachnoidea ve Pia mater tabakaları arasında bulunmaktadır. Beyin hücreleri, beyin dalgalanmaları, BOS, kan basıncı ve kan akım hızının ortaya çıkardığı salınımlar bu terapi de kullanılan cranial ritmi ortaya çıkarmaktadır.

    Kraniosakral Osteopatik Terapinin Amacı Bu Terapi de; Beyin ve Omuriliği saran fasyadaki kısıtlılıkların ortadan kaldırılması ve (BOS) akışının düzenlenerek sinir sisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi, hareket sistemi, iç organlardaki sorunların giderilmesi ve dolaşımın düzenlenmesi amaçlanır. Kraniosakral Osteopati de vücudun kendi kendini iyileştirme (otoregülasyon ) kapasitesini açığa çıkararak zihinsel ve bedensel rahatlama sağlanır. Özellikle baş, boyun, omurga ve pelvis’deki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının giderilmesinde ve ayrıca fiziksel ve duygusal travmaların vücutta yaratmış olduğu olumsuz etkilerin düzeltilmesine yardımcı olur. Kraniyosakral tedavide hem sinir sistemine hem de bağ dokusunu (temel madde) yumuşak dokunuşlarla uyarıp düzenlemesini sağlamak mümkündür. Bedendeki tüm merkezi sinir sistemini bir araya getiren beyin ve omuriliği saran fasya’daki kısıtlılıkların elle muayene edilip, bu noktaların gevşetilmesi, tüm bedeni etkileyen iletişim sinir ağına etki ederek bir iyileşme süreci başlatır. Kraniyo sakral tedavi uygulandığı bölgenin uzağındaki doku, organlar ve hareket sistemindeki rahatsızlıkları ortadan kaldırabilir. Bu iyileşme etkisi sinir sistemi ve dolaşım sistemi üzerinden gerçekleşir.

    Kraniyosakral yaklaşımın gelişmesinde 3 temel Osteopati ilkesi geçerlidir.

    1-Vücut bir bütündür, birçok parçanın toplamı değildir. Vücut parçalarını birleştiren bağ dokusu ve fasyalar, tüm kas, sinir, damar ve organları kuşatarak tüm vücudu birbirine bağlar. 2-Yapı ve fonksiyon birbiriyle ilişkilidir. Anatomik yapının var olması demek, hizmet ettiği birde fizyolojik fonksiyon bulunması demektir. Yani anatomik yapıda bir anormallik varsa bu oradaki fonksiyonuda etkileyecektir. Eğer fonksiyon zayıflamışsa bu durumda anatomik yapıda yeniden şekillenecektir. 3-Beden kendi kendini iyileştirmek için ihtiyacı olan potansiyele sahiptir. Beden özündeki gücü homeostatik dengesine ve organizasyonuna dönmek için kullanır. Uygulanan tedaviler bu potansiyeli açığa çıkararak homeostazı sağlamaya yönelik olmalıdır.

    Kraniyosakral Teknikler Beyni ve omuriliği çevreleyen bağ dokusu üzerine yumuşak dokunuşlarla oluşur. Temas bazen kafatası kemikleri arasındaki sutural bir eklem, bazen de sakroiliak eklem gibi başka bir eklem bağlantısına yapılabilir. Yada omuriliği saran fasya tabakası üzerinde çalışılır. Kullanılan tekniklerin bazılarında sadece kraniyosakral ritme konsantre olunur. Tedavideki dokunuşlar her zaman en az baskıyla ve çok nazik uygulanmalıdır.

    Kraniyosakral Ritmin Dinlenmesi Kraniyosakral sistemde derin ve ritmik bir nabız atışına benzer bir atış vardır Bu sistemdeki kranial ritm, insan vücudundaki en temel, en derindeki ritmdir. Vücudun fiziksel olarak 3 ritmi vardır: Kalp atışı ritmi, nefes alış veriş ritmi ve kranial ritm. Doğarken ilk başlayan ritm ve ölürken son duran ritm kranial ritmdir, kranial ritm tüm fiziksel vücudun ritmini koordine eder. Bu terapiyi kullanan Osteopatlar deneyimleri arttıkça tüm bu ritmleri ayrı ayrı hissetmeye başlar. Osteopatın tedavi sırasında sakin olması ve yaptığı çalışmaya konsantre olması gerekir.

    Kraniosakral Osteopati Terapi Felsefesi Kemikler geçmiş anıları depolar, yaşanmış travmalar, doğum acıları, duygusal sorunlar kraniosakral terapide üzerinde çalışılan kemiklerde toplanmıştır. Bu kemikler kuyruk sokumu ve kafa kemiklerinden oluşur. Tutulmuş bir kuyruk sokumu kemiği( sakrum) sinüs problemleri, migren ve baş ağrısı ile ilişkili olabilir. Sakrum aynı zamanda doğumla cinsellikle ve hayatta kalmayla ilgili geçmiş anıları ve travmaları tutar. Kraniyal kemiklerin rahatlatılması baş ağrısına, tıkanık akciğer ve sinüslere, alerji ve zorlu doğumlara, trafik kazasında oluşan boyundaki değişimlere ve ödeme iyi gelir. Parasempatik sinir sistemini uyararak derin rahatlama sağlar. Ayrıca çene eklemi ile ilgili sorunları, görme bozukluklarını ve öğrenme güçlüklerini rahatlatır. Vertigo nevralji ve bazı diş sorunlarına iyi gelir. Alt çene kemiği kimlik sorunları, kararlılık, cinsellik bedensel zevke düşkünlük ve bastırılmış duygularla ilgili sorunlarla bağlantılı bir kemiktir.

    Kraniosakral Osteopatinin Kullanıldığı Rahatsızlıklar

    • Stres
    • Anksiyete bozuklukları ve Sinirlilik
    • Uyku bozuklukları
    • Baş ağrısı
    • Baş, boyun ve omuz gerginlikleri
    • Sırt ve bel ağrıları
    • Siyatalji
    • Fibromyalji
    • Nevralji
    • Migren
    • Vertigo
    • Tinnitus
    • TME(çene eklemi) gerginliği
    • Bruksizm (diş gıcırdatma)
    • Adet sancıları
    • Kronik sinüzit
    • Bebeklerde yutkunma, kusma, kafa şekil bozukluğunda cranio-sakral osteopati kullanılabilir.
    Kraniyosakral yaklaşımı anlamış olan Osteopat bu tekniği seanslarında nerde, ne zaman, nasıl ve ne sürede kullanacağına kendisi karar verir.
  • Visseral; iç organlar ve onları tutan bağlar (ligamentler), damarlar, lenfatik sistem ve sinirleri kapsar. İç organlarda tıpkı lokomotor sistem (hareket sistemi) gibi dengeli hareketler ile fonksiyonlarını yürütür.

    İç organların hareketleri, ince, ritmik ve bilinçsiz hareketlerdir. Özellikle kalp ya da akciğer hareketleri kolaylıkla hissedilebilir. Bunların yanı sıra diğer iç organlarında hareketleri, örneğin bağırsak hareketleri, karaciğer, böbrek hareketi veya kan ve lenf akışı hissedilebilir. Bu hareketlerdeki küçük kısıtlamalar bile, organlarda dolaşımın bozulmasına ve dolayısıyla lokal veya genel bedensel rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Organlardaki hareket kısıtlılıklarını ortaya çıkaran nedenlere bakacak olursak, öncelikle inflamasyona sebep olan süreçler, ameliyat nedbeleri, kötü beslenme ve yaşam alışkanlıkları gibi nedenler söz konusudur. Hareketlilik kaybı öncelikle ağrıya neden olmaz, ancak hastalıklar için verimli bir zemin oluşturabilir.

    Bir osteopat’ın elleri, ayrıntılı anatomik bilgisi ve farklılaşmış özel pratik eğitimi sayesinde vücutta en ufak hareketleri hissedebilme, yorumlama ve tedavi edebilme yeteneğine sahiptir. Osteopat’ın amacı, fizyolojik doku gerginliklerini düzelterek, dolaşımın düzenlenmesini ve tüm organizmanın kendi içinde düzgün çalışmasını sağlamaktır.

  • Paryetal Osteopati; lokomotor sistem yani kas iskelet sisteminin tedavisinde kullanılır. Başka bir deyişle vücuttaki eklemler, kemikler, kaslar, bağlar ve tüm fasya gruplarının tedavisini kapsar. Kısıtlanmış veya kilitlenmiş eklemlerin fizyolojik hareket açıklığını düzelterek eklemlerin serbestleştirilmesine yardımcı olur. Uzun süreli hareketliliğin onarımı demek aynı zamanda eklemin çevresini saran dokuların tedavi edilmesi demektir. Kişisel ihtiyaca göre uygulanan kas iskelet sistem tedavisinde kullanılan değişik osteopati teknikleri bulunmaktadır.

Osteopatiilk kez 1874 yılında Amerikalı bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından doğal terapi yöntemi olarak geliştirilmiş, tüm dolaşım sisteminin ve biomekanizmanın, özellikle omurga ve hareket sisteminin doğru düzenlenmesini sağlamak amacı ile uygulanmaya başlanmış bir manuel terapi yöntemidir. Amerika’da ilk Osteopati okulu ‘American School of Osteopathy” 1892 yılında Missouri’de Dr. Andrew Taylor Still tarafından kurulmuştur. Bundan dolayı Dr. Still Osteopatik tıbbın babası olarak kabul edilir.

close
Facebook IconTwitter Icon